Tel: 0356 252 16 16 (dahili: 21 65) | Mail: info@i-bil.com


KONTROL

İSTİLACI BİTKİLERİN KONTROLÜ


1. İstilacı Bitkilerin Mücadelesi

2. İstilacı Yabancı Otlarla Biyolojik Mücadele



İstilacı Bitkilerin Mücadelesi ; Son yüzyıldan itibaren bilim ve teknolojideki gelişmeler sonucunda ulaştırma sektöründe önemli ilerlemeler meydana gelmiştir. Böylelikle insanların; mal ve ürünlerin bölgeden bölgeye, hatta kıtadan kıtaya taşınması mümkün olmuş ve hızla artış göstermiştir. Bu gelişmelerin pek çok pozitif sonuçlarının yanı sıra bazı dezavantajları da zaman içerisinde gündeme gelmiştir. Bazı bitki materyallerinin ve bu bitkilerin çoğalma organlarının da bu yolla bilinçli yada bilinçsizce anavatanından çıkarak dünyanın farklı bölgelerine taşınmaları ve taşındıkları yerlerde yayılmaları bu dezavantajların en önemlilerinden biri olmuştur. Bu zararlı, zehirli ya da istilacı bitkiler ilk olarak bu yolla yeni bir bölgeye girmişler, daha sonra o bölgeye adapte olmuşlardır. Bu adaptasyon sonrasında da hızla yayılarak istilaya müsait alanları istila etmişlerdir. CS Elton 1958 yılında yazmış olduğu “The ecology of invasions by animals and plants” isimli kitabında istilacı bitki ve hayvan türlerinin oluşturduğu tehditlerden bahsetmektedir. İstilacı bitkiler istila ettikleri alanlarda ekolojik ve ekonomik sorunlara sebep olabildiği gibi insan, hayvan sağlığına yönelik tehditlerde de bulunabilmektedir. Bu tehditler istilacı olarak adlandırılan bu bitki türlerinin allelopatik potansiyeli, yüksek tohum oluşturma potansiyeli, tohumlarının yüksek yayılma kapasitesine sahip olması ve ortamda mevcut koşullara daha yüksek oranda tepki vermesi ile yakından ilişkilidir. Ayrıca iklim değişimi gibi faktörlerde bu bitkilerin istila kapasitelerini önemli oranda destekleyen faktörlerdir. Lokal vejetasyona zarar vermeleri istilacı bitkilerin en önemli zararlarından biridir. Bazı durumlarda belli alanlarda istilacı bitkiler lokal vejetasyonun yerini almakta ve böylelikle lokal vejetasyonun kaybolmasına, biyolojik çeşitliliğin azalmasına sebep olmaktadır. İnsan sağlığına yönelik zararları da istilacı bitkilerin mücadelesini gerektiren bir diğer husustur.

Tüm bu nedenlerle dünya çapında istilacı bitkilerin mücadelesi, bulaşma ve yayılmalarının önlenmesi konusunda ciddi önlemler alınmaya gayret gösterilmektedir. Benzer şekilde halihazırda bir bölgeye girmiş ve yayılma potansiyeli gösteren bitkilerin kontrolüne yönelik de önemli oranda çabalar harcanmaktadır. Kettenring ve Adams (2011) istilacı bitkilerin yönetimine yönelik 1960-2009 yılları arasındaki çalışmaları kapsayan bir derleme yapmıştır. Bu çalışmada özellikle çok yıllık bitkiler, çalılar ve monokotiledon bitki türleri en önemli istilacı bitkiler olarak değerlendirilmiştir. İstilacı bitkilerin mücadelesine yönelik çalışmaların büyük kısmı Kuzey Amerika'da yürütülürken bunu Avusturalya ve Avrupa takip etmektedir. Bu konudaki en az gayret ise Afrika ve Asya kıtasında gösterilmektedir. Bu bölümde istilacı bitkilerin kontrolünde kullanılan kültürel, mekanik, fiziksel ve kimyasal önlemler ile karantina önlemleri hakkında bilgi verilmesi amaçlanmıştır. ( Makalenin Devamı İçin Tıklayın )


İstilacı Yabancı Otlarla Biyolojik Mücadele ; İstilacı bitkiler (yabancı otlar), genel olarak dışarıdan taşınan ve özellikle de popülasyonları üzerinde önemli bir baskılayıcı unsur olan doğal düşmanlarının yokluğu nedeniyle taşındıkları alanlarda daha iyi gelişebilen türlerdir. Diğer bitkilerden farklı olarak sadece tarım alanlarında değil, son derece geniş alanlarda ve çok farklı özelliklere sahip doğal ekosistemlerde de sorun oluşturmaktadırlar. Taşındıkları alanlara kısa süre içerisinde yerleşmeleri ve yüksek uyum kabiliyetleri sayesinde farklı ekolojik koşullara sahip tarım ve tarım dışı alanlara yayılmaktadırlar. Tarım alanlarında bu bitkilerle mücadelede başta kimyasal mücadele olmak üzere çok farklı kontrol yöntemlerini içeren idare stratejileri uygulanabilmektedir. Ancak, sulak alanlar, ormanlar, çayır-mera alanları, boş alanlar, ırmak kenarları ve yerleşim alanları civarı gibi tarım dışı alanlarda yayılan istilacı bitkilerle mücadelede ihtiyaç duyulan kaynaklar (insan gücü, maddi imkanlar vb) ve çevre güvenliği, başta kimyasal mücadele olmak üzere geleneksel olarak kullanılan yöntemlerin uygulanmasını nerede ise imkansız hale getirmektedir. Doğal düşmanlarının olmayışı nedeniyle hızla yayılan istilacı bitkilerin idaresinde klasik biyolojik mücadele nerede ise geniş alanlarda uygulanabilir, etkili, ekolojik, ekonomik ve sürdürülebilir tek yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır. Genel olarak yabancı otlarla biyolojik kontrol, diğer bitki türlerine zarar vermeden hedef bitkilere direkt veya indirekt zarar veren/zayıflatan doğal düşmanların takviyesini, korunmasını ve ithalini içermektedir. İşte bu bölümde biyolojik mücadele genel hatları ile ele alınacak, dünyada istilacı bitkiler ile biyolojik mücadelede böcekler, mikrobiyal etmenler (fungus, bakteri, virüs), memeliler ve balıkların kullanılmasına ilişkin başarılı örneklere yer verilecektir. Makalenin Devamı İçin Tıklayın )