Tel: 0356 252 16 16 (dahili: 21 65) | Mail: info@i-bil.com


Sicyos angulatus L. 
ADLANDIRMA
Latince: Sicyos angulatus L. 
Sinonim: Sicyos angulata L.
Türkçe: Dikenli hambostan, Hambostan, İtdolanbacı, Yabani salatalık
İngilizce: Bur cucumber, One seeded bur cucumber, Star cucumber
Orjini: Kuzey Amerika (Kanada, ABD)
TAKSONOMIK GRUPLANDIRMA
Alem:
Plantae
Şube:
Charophyta
Sınıf:
Equisetopsida
Alt Sınıf:
Magnoliidae
Takım:
Cucurbitales
Aile:
Cucurbitaceae
Cins:
Sicyos

DOSYALAR
Alıntı için: ÖNEN H., ÖZASLAN C., TAD S., 2015. Sicyos angulatus L. S: 458-472. TÜRKİYE İSTİLACI BİTKİLER KATALOĞU,  Editör Huseyin ONEN, T.C. GIDA, TAR. VE HAY. BAKANLIĞI. TAGEM, Bit. Sağ. Araş. Daire Başk., Ankara, ISBN: 978-605-9175-05-0 
TANIMI VE BİYOLOJİSİ
Sicyos angulatus L. Cucurbitaceae (Kabakgiller) familyasına dâhil sarılıcı/ tırmanıcı bir sarmaşıktır (Şekil 1.). Bitki otsu formda ve tek yıllık olup yılın soğuk aylarında tamamen donarak ölmektedir. Üremesi tohumladır. Sarmaşık formundaki bitkinin gövdesi yoğun bir şekilde tüylü ve oldukça dallanmış olup oluklu/köşelidir. Bitkiye tırmanma yeteneğini veren sülükler 3-5 cm uzadıktan sonra dallanır (3 - 5 dallı). Sülükler tutunacak bir destek bulduğunda temas noktasında bir yandan buldukları desteğe sarılırken diğer yandan kendi etraflarında dönerek spiraller oluşturur (Şekil 1). Bu tutunma mekanizması sayesinde bitki bir asma gibi tırmanarak 6-8 metre boya ulaşabilir (EPPO, 2010a ve b; Medley, 2013).  

Yaprak boyutları bitkinin bulunduğu ekolojiye bağlı olarak değişmekle birlikte, genel olarak 7 - 8 cm uzunluk ve genişliğe sahiptir. Ancak uygun şartlarda 20 x 15 cm boyutlara ulaşabilir. Yaprak ayası yuvarlağımsı geniş, basit, palmat damarlı ve genellikle derin olmayan 5 loba sahiptir. Yaprak kenarları dişli  ve yaprak ayasının sapa bağlandığı kaide kalp şeklinde derin lobludur. Yapraklar saplı, yaprak ayasının alt kısmı ve 2,5 - 5 cm uzunluktaki yaprak sapı tüylüdür. Yapraklar alternat olarak dizilmiştir. Bitki yüzeysel olarak yoğun dallanmış bir kazık köke sahiptir (EPPO, 2010 a, b ve c; Medley, 2013; Terzioğlu ve Anşin, 1997).  

Bitki monoik olup erkek çiçekler salkım veya yalancı semsiye, dişi çiçekler ise başçık şeklinde tüylü bir sapın ucunda yer alır. Çiçek sapları yaklaşık yaprak sapları aynı boydadır. Kaliks yeşil renkli, tüylü ve derince 5 parçalıdır. Korolla 5 birleşik petalden oluşur ve beyazımsı sarı renkli olup yeşil damarlıdır (Şekil 2). Korolla lopları üçgensi–mızrak ucu seklinde, yaklaşık 3 – 4 mm uzunluğundadır. Erkek çiçekte anterler bir arada merkezde kolon şeklinde bir arada bulunur (Medley, 2013; Terzioğlu ve Anşin, 1997).  Dişi çiçekler  3 - 20'lik küresel kümeler halinde bir arada bulunur, pistil üst durumlu bir yumurtalık, ince bir stilus ve 3 stigmadan oluşur (Medley, 2013; Terzioğlu ve Anşin, 1997).

Meyve kümeleri  2,5-4 cm çapında, başlangıçta yeşil renkli, yumurtamsı oval, uçlara doğru daralmış ve 1–1,5 cm uzunluğunda olup üzeri kısa yün gibi yeşilimsi-beyaz tüyler ve daha uzun sert, batıcı/yapışıcı dikenler ile kaplıdır Şekil 2). Batıcı meyve dikenlerinin üzeri ok ucu şeklinde dişlidir. Buda battığında dikenlerin çıkarılmasını zorlaştırmakta ve insana tatsız bir deneyim yaşatmaktadır (Şekil 3). Etli meyve kabuğu kendi kendine açılmaz olgunlaştığında kurur ve kahverengi bir hal alır. Meyve büyük, bir tek tohum içerir. Tohum; karpuz çekirdeğini andırır, kahverengi renkte, pürüzsüz ve bir ucunda konik şekilli olup genellikle üzerinde meyve kabuğunun bir kısmını taşır (Şekil 3). 

Bitkinin tozlaşması arılar ve sinekler aracılığıyla meydana gelir. Arılar özellikle erkek çiçeklerdeki nektar ile cezbedilir (Hilty, 2002-2006). Bitkinin çiçeklenme dönemi Temmuz - Ekim dönemi olup  Ağustos - Kasım aylarında meyveler oluşur (Terzioğlu ve Anşin, 1997). Tohumların optimum çimlenme derinliği 1-5 cm olmakla birlikte tohumlar 15 cm kadar olan toprak derinliğinden çimlenebilir  (Messersmith ve ark., 2000). Tohumlar tüm vejetasyon dönemi boyunca çimlenebilirler. Ancak çimlenme yağışa da bağlı olduğundan en yüksek fide çıkışı Mayıs - Haziran döneminde görülmektedir. Nispeten yağışsız geçen Temmuz - Ağustos döneminde ise çimlenme oranı düşmektedir. Ekim ayının başından itibaren düşen toprak ısısına bağlı olarak çimlenme tamamen durmaktadır. Mayıs ayında çimlenen bir tohumdan oluşan fide rekabeti olmadığında 86 kg yaş ağırlığa sahip dev bir bitki haline ulaşabilmekte ve ortalama 42.000 tohum (maksimum 80.000 civarında) oluşturabilmektedir (Smeda ve Weller, 2001). İlerleyen zamanlarda çimlenen tohumlardan meydana gelen fidelerin oluşturduğu biomass ve tohum sayısı düşmektedir. Fakat Ağustos ayının son dönemlerinde oluşan fideler dahi ortalama 300 gr kadar yaş ağırlığa ulaşmakta ve tohum oluşturabilmektedir (Smeda ve Weller, 2001; Esbenshade ve ark., 2001a).

Tohumların çimlenme biyolojisine ilişkin çalışmalar sonucunda katlama ve tohum kabuğunu aşındırmanın çimlenme oranını arttırdığı, tohumların 15 - 35 oC arasındaki sıcaklıklarda çimlenebildiği ve optimum çimlenme sıcaklığının 20 - 30 oC olduğu belirlenmiştir (Mann ve ark, 1981).
EKOLOJİK İSTEKLERİ VE DAĞILIM ALANLARI
S. angulatus tam veya kısmen güneş alan ve nemli koşulları tercih eder. Bitki tipik olarak yazları ılıman ya da sıcak ve yağışlı bölgelerde bulunur. Tek yıllık olduğundan kış koşullarından etkilenmez. Tamamen gölge koşullarda ve donma derecesinin altındaki sıcaklıklarda ise bitki gelişemez veya donar. Kurak dönemlerde tohumlar çimlenmediğinden (Smeda ve Weller, 2001), serin ve yağışlı kış koşullarına sahip bölgelerde tohumlar yaz mevsimi dışındaki dönemlerde çimlenerek gelişme olanağı bulur (EPPO, 2010b).  Dolayısıyla Sicyos angulatus; tropikal, subtropikal ve ılıman bölgelerdeki tarım alanları, bozkırlar, yaprak döken ve karışık iğneyapraklı ormanlar , dağlık bölgeler ve yağmur ormanları gibi çok farklı yaşam alanlarında görülebilir (EPPO, 2010a, b).  

Hambostan tınlı ve siltli verimli toprakları tercih eder fakat tınlı killi topraklarda da son derece iyi gelişir. Toprak pH'sı yönüyle seçici değildir; asidik, nötr ya da bazik topraklarda aynı derecede büyüyebilir. Ancak kuraklığa karşı toleransı düşük olan bitki mutlaka yeterli toprak nemine ihtiyaç duyar (EPPO 2010a, b). Doğal yaşam alanı olan ABD'nin büyük kısmında ve Kanada'nın Quebec ve Ontario bölgelerinde yayılış gösteren bitki Avrupa'da 19. yüzyılda ilk kez kayıt altına alındıktan sonra aradan geçen süre içerisinde Orta, Güney ve Güneydoğu Avrupa’nın nemli alanlarında doğallaşmıştır (EPPO 2010b, Terzioğlu ve Anşin, 1997; Hulina, 1996). Özellikle Fransa ve İspanya gibi ülkelerde yaygınlığı her geçen yıl artan bitki ciddi bir sorun haline gelmektedir. Benzer şekilde Uzak Doğu'da (Japonya ve Kore gibi) da hızla yayılan bitki tarım ve tarım dışı alanlarda sorun oluşturabilmektedir (EPPO, 2010c; Kurkawa, 2001; Uchida ve ark., 2012).

Bitki Kuzey Amerika'da yoğun tarım yapılan ve sulanan alanlarda sorun oluşturan çok agresif bir yabancı ot olarak kabul edilmektedir. Özellikle mısır, soya ve balkabağı gibi yazlık kültür bitkilerinde sorun olan önemli yabancı otlar arasında yer almaktadır (Messersmith ve ark., 1999, 2000; Shimizu, 1999; Esbenshade ve ark., 2001a; Kurukawa ve ark., 2009). S. angulatus Japonya'da, silaj için yetiştirilen sorgum alanlarında da sorun oluşturmaktadır. Meyve bahçeleri, yol kenarları, boş alanlar, demiryolları boyunca ve rekreasyon alanları gibi insan kontrolü altındaki alanlarda da yoğun olarak görülür. Ayrıca su kenarı, sulama tesisleri, bataklık ve çalılık alanlar, ormanlardaki açıklıklar, nemli çayırlar, taşkın alanları vb doğal habitatlarda bitkiye sıklıkla rastlanır (EPPO, 2010a, c). 

Ülkemizde ilk kez 1996 yılında Karadeniz bölgesinde Artvin Borçka'da (Duman ve Güner, 1996), 1999 yılında ise Trabzon'un Yomra, Araklı, Of ve Çaykara ile Artvin'in Borçka ilçelerinde rapor edilmiştir (Terzioğlu ve Anşin, 1999). 2013-2014 yıllarında bölgede yürütülen sürvey çalışmalarında bitkinin Hopa sınırı ile Samsun Ünye arasında yer alan bölgede geniş bir alana yayıldığı saptanmıştır. Dolayısıyla bitkinin ülkemizde doğallaştığı tarla bitkileri, çay, fındık, kivi ve  sebze yetiştiriciliği gibi farklı amaçlarla kullanılan tarım arazilerinde, orman, deniz kenarı, boş alanlar, yol ve dere kenarları boyunca toprağı kaplamış veya çalı ve ağaçlara tırmanmış olarak bulunduğu (şekil 5) saptanmıştır (Terzioğlu ve Anşin, 1997; Önen ve ark., 2014; Önen ve ark., Basılmamış Veriler).
YAYILMA ŞEKLİ
Bitkinin yayılmasında insan faktörü önemli bir yer tutmaktadır. Nitekim bitki 19. yüzyılda süs bitkisi kabul edilerek Avrupa'ya taşınmış ve fide döneminde kavunla karıştırılarak yanlışlıkla yetiştiriciliği dahi yapılmıştır. Dolayısıyla insanlar meydana getirdiği yeşil örtüye ve kabakgillere benzerliği (kavun ve hıyar gibi) nedeniyle (zararının farkında olmadan) bitkinin yayılmasına aracılık edebilmektedir. Ayrıca meyve üzerinde bulunan dikenler vasıtasıyla insan ve hayvanlara tutunarak veya ulaşım araçları vasıtasıyla yeni alanlara bulaşabildiği düşünülmektedir (Şekil 4). Diğer yandan bitki ithal edilen bulaşık bitkisel ürünlerle de yeni alanlara taşınabilmektedir.  Bitkinin bazı Avrupa ülkeleri, Kore ve Japonya gibi ülkelere kuş yemi, işlenmemiş dane yağ bitkileri, soya veya dane hayvan yemi ile taşındığı düşünülmektedir (EPPO, 2010c;  Kurokawa, 2001). 

Küçük memeliler ve kuşlar vasıtasıyla S. angulatus meyvelerinin kısa mesafelere yayılması mümkün olabilmektedir. Tarım alet-ekipmanları ve sulama suyuyla tohumlar tarladan tarlaya taşınabilmektedir. Ayrıca ırmak kenarlarında yoğun olarak bulunan bitkinin meyveleri rahatlıkla suyla uzak mesafelere yayılabilmektedir. Yine rüzgar, toprak erozyonu ve sellere yol açan sağanak yağışlar da tohumların taşınmasında rol oynayabilmektedir (Kurokawa, 2001, Smeda ve Weller, 2001; EPPOa, c; Kil ve ark., 2006; Miller, 2011).
ZARARI VE KONTROLÜ
Oluşturduğu Zararlar;

S. angulatus dünyada en tehlikeli istilacı türlerden biri olarak kabul edilmekte, başta bitkisel çeşitlilik olmak üzere genel olarak biyolojik çeşitliliği ve tarımsal üretimi  tehdit etmektedir (Anonim, 2013). Bitkinin oluşturduğu risk ve zarar maddeler halinde aşağıda sıralanmıştır. 

1. Tarım alanlarında oluşturduğu zararlar: Bitkinin Kuzey Amerika'da genel olarak mısır, soya ve sorgum bitkilerinde sorun oluşturduğu, Japonya'da sorgum ve mısır tarlalarında bulunduğu, Avrupa'da ise özellikle sulanan mısırda görüldüğü bildirilmektedir (EPPO, 2010a, c). 
Bitkinin yoğun bulunduğunda tarım alanlarında en fazla sorun oluşturan 3 yabancı ottan biri olarak kabul edilmektedir (Gibson ve ark., 2005). Dolayısıyla ABD'nin Indiana, Delaware, Kentucky ve Nebraska gibi bölgelerinde önemli yabancı otlar arasında listelenmektedir (USDA, 2015; EPPO, 2010a, c; Miller, 2011). Aslında besin maddesi ve ışık için çok güçlü bir rekabetçi olmadığından, direk rekabet nedeniyle önemli verim kayıplarına neden olmaz (EPPO, 2010c). Ancak kültür bitkilerine sarılan, onları bir araya getiren ve yere yatıran S. angulatus hasadı zorlaştırmakta, önemli verim ve kalite kayıplarına neden olabilmektedir (Miller, 2011; EPPO, 2010b, c). Zira, sahip olduğu yüksek büyüme hızı ile günde 30 cm kadar büyüyebilen ve 7-8 metre uzunluğa ulaşabilen bitki, yoğun olarak dallanmakta ve son derece geniş bir alanı örtü gibi kaplayabilmektedir (Şekil 5). Bitki düşük yoğunluklarda dahi altında kalan kültür bitkilerini yere yatırarak veya kırarak önemli kayıplara yol açabilmektedir (Smeda ve Weller, 2001; Miller, 2011; Webb ve Johnston, 1981; EPPO, 2010a). Nitekim bir tek bitkinin dört mısır sırasını yere serebildiği ve tarlada yere yatırılmış bitkilerden oluşan geniş boşlukların oluşabildiği belirtilmektedir (EPPO, 2010a, c). Bitki sayısı arttıkça verim kayıplarının da arttığı belirlenmiştir. Mısırda metrekarede 2 bitki %80, 3-5 bitki ise %90-98 verim kaybına neden olmuştur (Shimizu, 1999; EPPO, 2010b).

2. Bitki sahip olduğu allelopatik etki nedeniyle diğer bitkileri etkilemektedir (Uraguchi ve ark., 2003).

3. S. angulatus kültür bitkilerinde sorun oluşturan  bazı zararlı ve patojenlere konukçuluk yapmaktadır (EPPO, 2010b). 

4. Hambostan aynı zamanda zararlı çevresel etkilere sahiptir. İstila ettiği alanlarda yerel florayı tamamen kaplamaktadır (Kil ve ark., 2006). Bu da yerel bitki türlerinde, bunların yoğunluklarında ve/veya kompozisyonunda değişikliklere neden olarak biyolojik çeşitliliği önemli ölçüde etkileyebilmektedir. Karadeniz bölgesinde yapılan sürveylerde bitkinin 10 da'dan daha büyük alanları tamamen kaplanabildiği (Şekil 5) ve bölgenin biyolojik çeşitliliği için büyük risk oluşturduğu saptanmıştır (Önen ve ark., 2013; Önen ve ark., 2014 Basılmamış veri). Bitkinin özellikle nehir kıyılarındaki bitki çeşitliliği ve bir bütün olarak bahsedilen doğal ekosistemler için önemli sorun oluşturduğu farklı araştırmalarla da ortaya konmuştur (Anonim, 2013; Kil ve ark., 2006; Shimizu, 1999; EPPO, 2010b).  

5. İstilacı yabancı ot tarım alanlarında rekabet sonucu meydana getirdiği ürün kayıpları yanında alet ve ekipmanların kullanımını sınırlandırdığından veya zorlaştırdığından önemli zaman, işgücü, amortisman ve yakıt  kayıplarına neden olabilmektedir. 

6. Tüm bu zararları yanında bitki, yerleşim bölgelerinde enerji nakil hatları ve rekreasyon alanlarının kullanımını güçleştirmekte ve yeşil meyvelerindeki dikenleri  insanlara tatsız deneyimler yaşatabilmektedir (Şekil 5 ve 6).

Kontrolü;

Yabancı ot kontrolü amacıyla kullanılan bütün mücadele tedbirleri yaşam alanına bağlı olarak bir arada veya ayrı ayrı dikenli hambostan idaresinde kullanılmaktadır (Kil ve ark., 2006). Bitkinin bulunduğu ekosisteme bağlı olarak uygulanan kontrol yöntemleri aşağıda sıralanmıştır. 

1. Dikenli hambostan başta doğal yayılış alanlarında olmak üzere farklı ülkelerde tehlikeli yabancı otlar arasında listelenmekte ve özellikle tarım alanlarında mücadelesi yoluna gidilmektedir. Ancak, sahip olduğu yüksek risk nedeniyle bulaşmanın önlenmesi son derece büyük öneme taşımaktadır. Bu çerçeveden karantina tedbirlerinin uygulanması ve bitkinin sürekli izlenmesi/takibi son derece büyük öneme sahip olup, İspanya, Japonya ve Avustralya gibi ülkeler tarafından başarı ile uygulanmaktadır (EPPO, 2010a, b). 

2. Karantina ve takip yanında ilk görüldüğünde ilgili kuruluşlara bildirilmesi ve alandan eradikasyonunun sağlanması (erken uyarı ve acil müdahale) da büyük önem taşımaktadır. Ancak eradikasyonun oldukça güç olduğu ve uzun dönemli idare stratejilerine ihtiyaç duyulduğu akılda tutulmalıdır. Zira, diğer kabakgillerden farklı olarak hambostan tohumları geçirimsiz kabuk sebebiyle uzun süre toprakta dormant halde kalabilmektedirler (Qu ve ark., 2010). Nitekim İspanyada eradikasyona yönelik olarak yürütülen çalışmalar 5 yıl sürdürülmüştür (EPPO, 2010b). Dolayısıyla eradikasyon için uygulanacak kimyasal veya mekanik önlemler tohumlar yaklaşık 3 yıl canlılıklarını koruduğundan en azından 4-5 yıl süreyle (artık hiç bitki çıkışı görülmeyene kadar) devam etmelidir. 

3. Farkında olmadan tohumların taşımasının önlenmesi amacıyla temiz üretim materyali, toprak işleme ve ekim ekipmanlarının temizliğine dikkat edilmesi ile konuya ilişkin olarak başta çiftçiler olmak üzere ilgili kesimlerin bilgilendirilmesi büyük öneme sahiptir (EPPO, 2010b)

4. Kültürel önlem olarak sıra arasının daraltılması bitkinin gelişimini kısmen engellese de yeterli etki göstermemektedir (Esbenshade  ve ark., 2001a; Esbenshade  ve ark., 2001c). Bununla birlikte bitkinin idaresinde kültürel önlem olarak; bitkinin sağlıklı tutulması amacıyla uygun gübreleme yapılması ve hastalık-zararlı kontrolü, mısır hasadından sonra tekrar mısır veya ayçiçeği yetiştirilmemesi,  bunun yerine  kışlık tek yıllık bitkilerin yetiştirilmesi ve ikinici ürün yetiştirilmemesi böylece yaz dönemi boyunca hambostanla mücadele edilmesi, mısırda dane yerine ürünü erken dönemde silaja biçmek, yaz boyunca  birkaç kez biçilen yoncaya ekim nöbetinde yer verilmesi önerilmektedir (Messersmith ve ark., 1997, EPPO, 2010b)

5. Nehir veya su kenarlarında uzun boylu ve yogun bir habutusa sahip bitkilerden (Typha angustifolia, Phragmites japonica ve Phragmites communis vb) oluşturulan bariyerler bitki tohumlarının su kıyısına ulaşmasını, dolayısıyla da yayılmasını büyük oranda önlemektedir. Yine nehir kenarlarının bitki örtüsü ile kaplanması  bitkinin kolonizasyonunu engellemektedir. Su kenarları veya tarım alanlarının uzun süre su altında bırakılması da bitkinin gelişimini önemli ölçüde etkilemektedir. Göl ve ırmak kenarlarındaki büyük populasyonların tohum vermeden önce imha edilmesi de bitkinin su ile yayılmasını önlemektedir (Kil ve ark., 2006)

6. Fide döneminde mekanik mücadele amacıyla uygulanan yüzeysel toprak işleme veya çapalama, elle yolma ve biçme bitkinin populasyonu önemli ölçüde azatılabilmektedir (Messersmith ve ark., 1997). Diğer yandan 15 cm'den daha derinde bulunan tohumlar genel olarak çimlenemediğinden derin sürümle çimlenme tohum sayısı azaltılabilmektedir (EPPO, 2010b). Ancak soya ve mısırda ekiminden önce yapılan toprak işlemenin (toprak işlemesiz ekime göre) çimlenen tohum sayısını nerede ise iki kat arttığı, toplam biyomass açısından ise uygulamalar arasında önemli bir farkın olmadığı saptanmıştır (Esbenshade  ve ark., 2001a; Esbenshade  ve ark., 2001c). Ekim öncesi toprak işleme ve sıra arası mesafenin azaltılması da yabancı otun gelişimine etki etmemiştir. Çünkü toprak işlemeyle hambostan tohumlarının çimlenmesi için uygun koşullar oluşturulduğundan; ekim aralığı daraltılmasına rağmen bitki son derce hızlı bir şekilde büyümekte ve kültür bitkisinin toprak yüzeyini örtmesine dahi fırsat vermeden, sarılıp örterek bitkiyi bastırmaktadır (Esbenshade  ve ark., 2001a; Esbenshade  ve ark., 2001c). Toprak işlemesiz tarımda ise tohumlar toprak yüzeyinde kalmakta bu da çimlenen tohum sayısını azaltmakta ve çimlenme dönemini kısaltmaktadır (Messersmith ve ark., 1997). Dolayısıyla toprak işlemenin etkinliği uygulama zamanı ve toprak işleme derinliğiyle ilişkilidir. Uygulanacak toprak işleme fide çıkışı beklendikten sonra yapılmalıdır. Ancak tohumların vejetasyon dönemi boyunca çimlenebildiği ve geç dönemde çimlenen bitkilerin dahi sorun oluşturabileceği gözden önünde bulundurulmalıdır. 

7. Tarım alanlarında kimyasal mücadele amacıyla çok sayıda herbisit başarı ile uygulanmaktadır (Messersmith ve ark., 1999; Miller 2011). Ancak bitkinin tarım alanlarında vejetasyon dönemi boyunca kontrol altında tutulması gerektiğinden genellikle birden fazla herbisit uygulaması yoluna gidilmektedir (Esbenshade  ve ark., 2001b, Messersmith ve ark., 1997; Miller, 2011; Nice ve ark., 2005).

Yukarıda açıklanan sebepler dikkate alındığında bitkinin başarılı bir şekilde idaresi için; sürekli takip, mekanik mücadele, kültürel önlemler ile çıkış öncesi (pre-emergens) ve çıkış sonrası (post-emergens) olmak üzere farklı zamanlarda herbisit uygulamalarını içerecek entegre mücadele stratejilerine ihtiyaç duyulmaktadır.
ÜLKEMİZ İÇİN TAŞIDIĞI MUHTEMEL RİSKLER
Ülkemize olduğu gibi Kore'de ilk kez 1989 yılında saptandıktan sadece 15 yıl sonra (2005) 110 hektardan daha fazla alanı kaplamıştır (Kil ve ark., 2006). Bu da bize bitki uygun şartları bulduğunda son derece hızlı bir şekilde yayıldığını göstermektedir. Benzer şekilde Japonya'da da son derece hızlı bir şekilde yayılmış ve çevresel açıdan en önemli istilacı yabancı ot konumuna gelmiştir (Muranaka ve ark., 2005¸ Uchida ve ark., 2012). Dolayısıyla tarımsal üretime olan olumsuz etkileri yanında doğal alanlar içinde büyük risk oluşturan bitki ülkemiz için de tarım ve biyolojik çeşitlilik için önemli bir risk konumundadır (Önen ve ark., 2013; Anonim 2013). Bitkinin biyolojisi ve ekolojik istekleri dikkate alındığında ülke genelinde sorun oluşturmayabileceği, başta Karadeniz ve Marmara Bölgeleri olmak üzere özellikle yağışlı bölgeler ve sulama yapılan alanlar için önemli bir tehdit olabileceği düşünülmektedir. Bununla birlikte konuya ilişkin detaylı çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.

Bitki hali hazırda özellikle Doğu Karadeniz Bölgesine yerleşmiş olup çay, fındık ve kivi gibi çok yıllık kültür bitkilerinde, sebze alanlarında, tarla ve bahçe kenarlarında (Şekil 8) yoğun olarak bulunmaktadır (Önen ve ark., 2013; Anonim 2013). Bölgede biçme veya elle toplama suretiyle bitki ile mücadele yoluna gitmektedir. Ancak, doğal ekosistemlerde bitki ile mücadelede herbisit kullanımının mümkün olmaması ve bölgenin ekolojik ve coğrafik koşulları nedeniyle diğer mücadele yöntemlerinin uygulanmasında karşılaşılması muhtemel güçlükler ilave edildiğinde bitkinin her geçen yıl daha büyük sorun olacağı tahmin edilmektedir. Nitekim dünyada en tehlikeli istilacı türlerden biri olarak kabul edilen S. angulatus hali hazırda ülkemizin önemli doğal alanlarından biri olan uzun gölün biyolojik çeşitliliğini tehdit etmektedir (Anonim, 2013). Bu sebeple bitkinin daha fazla yayılmasını önlemek adına bir yandan sıkı iç karantina tedbirleri alınırken diğer yandan bitkinin bulunduğu alanlardan eradikasyonu yoluna gidilmelidir. 

* Bu bölümde yer alan arazi gözlemleri ve fotoğraflar TUBİTAK (TOVAG)  tarafından desteklenen 113 O 790 nolu projenin arazi çalışmaları kapsamında elde edilmiştir.
KAYNAKÇA
ANONIM 2013. Uzungöl Özel Çevre Koruma Bölgesi Yönetim Planı 2013-2017.  T.C ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI TABİAT VARLIKLARINI KORUMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ. http://www.csb.gov.tr/db/tabiat/editordosya/uzungol_yonetim_plani.pdf
DUMAN, H., GÜNER, A.,(1996) A New Record for the Flora of Turkey, TÜBITAK, Turk. Journal of Botany, 20:383–384.
EPPO (2010a) recommendations on Sicyos angulatus. Num. article: 2010/223,   EPPO Reporting Service no. 11 - 2010. https://gd.eppo.int/reporting/article-746
EPPO (2010b) EPPO Datasheet on invasive alien plants. Sicyos angulatus. Bulletin OEPP/EPPO Bulletin 40(3),401-406.http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1111/j.1365-2338.2010.02415.x/abstract
EPPO (2010c) National regulatory control systems (PM 9/12(1)) on Sicyos angulatus. Bulletin OEPP/EPPO Bulletin 40(3), 396-398. http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1111/j.1365-2338.2010.02413.x/abstract
ESBENSHADE W.R., CURRAN W.S., ROTH G.W., HARTWIG N.L., ORZOLEK M.D. (2001a) Effect of establishment date and crop competition on bur cucumber fecundity. Weed Science 49, 524–527.
ESBENSHADE W.R., CURRAN W.S., ROTH G.W., HARTWIG N.L., ORZOLEK M.D. (2001b) Effect of row spacing and herbicides on bur cucumber (Sicyos angulatus) control in herbicide-resistant corn (Zea mays). Weed Technology 15, 348–354.
ESBENSHADE W.R., CURRAN W.S., ROTH G.W., HARTWIG N.L., ORZOLEK M.D. (2001c) Effect of tillage, row spacing, and herbicide on the emergence and control of bur cucumber (Sicyos angulatus) in soybean (Glycine max). Weed Technology 15, 229–235.
GIBSON K.D., JOHNSON W.G., HILLGER D.E. (2005) Farmer perceptions of problematic corn soybean weeds in Indiana. Weed Technology 19, 1065–1070.
HILTY, J. 2002 - 2006. Wildflowers of Illinois in Savannas and Thickets. http://www.illinoiswildflowers.info/savanna/plants/bur_cuke.htm
HULINA N. (1996) New dangerous weed in Croatia: Sicyos angulatus L. (Cucurbitaceae). Poljoprivredna Znanstvena Smotra 61, 259–264.
KIL J.H., KONG H.Y., KOH K.S., KIM J.M. (2006) Management of Sicyos angulata spread in Korea. In: Neobiota. From Ecology to Conservation. 4th European Conference on Biological Invasions. Vienna (AT), 2006-09-27 ⁄ 29, BfN-Skripten 184, p. 170.
KUROKAWA S (2001) Invasion of exotic weed seeds into Japan, mixed in imported feed rains. FFTC Extension Bulletin 497, 1–14.
KUROKAWA S, KOBAYASHI H, SENDA T (2009). Genetic diversity of Sicyos angulatus in central  and north-eastern Japan by inter-simple sequence repeat analysis. Weed Res., 49: 365-372.
MANN, R.K, RIECK, C.E. AND WITT, W.W.(1981) Germination and emergence of burcucumber (Sicyos angulatus), Weed.Sci. 29: 83-86.
MEDLEY M., VE BURNHAM R. (2013). Sicyos angulatus L. Plant diversity website. http://climbers.lsa.umich.edu/wp-content/uploads/2013/07/SicyanguCUCUFINAL.pdf
MESSERSMITH D., CURRAN W.S., LINGENFELTER, D.D. (1997) Managing Bur cucumber in Agronomic Crops. Agronomy Facts 59 - Penn State Extension,  http://pubs.cas.psu.edu/freepubs/pdfs/uc155.pdf 
MESSERSMITH DT, CURRAN WS, HARTWIG NL, ORZOLEK MD ROTH GW (1999) Evaluation of several herbicides for bur cucumber (Sicyos angulatus) control in corn (Zea mays). Weed Technology 13, 520–524.
MESSERSMITH DT, CURRAN WS, ROTH GW, HARTWIG NL, ORZOLEK MD (2000) Tillage and herbicides affect bur cucumber management in corn. Agronomy Journal 92, 181-185.
MILLER, N. D., 2011. Manegement of Burcucumber (Sicyos angulatus) in corn (Zea mays). Master Degree Thesis. Graduate School of The Ohaio State University. https://etd.ohiolink.edu/!etd.send_file?accession=osu1322616069&disposition=inline
MURANAKA T, ISHII J, MIYAWAKI S, WASHITANI, I. (2005). Vascular plants to be designated as invasive alien species according to the Invasive Alien Species Act of Japan. Jpn. J. Cons. Ecol., 10: 19-33
NICE, G., JOHNSON, B., BAUMAN, T. (2005): Bur cucumber control, Pests & Crop, issue 2, march 25. http://extension.entm.purdue.edu/pestcrop/2005/issue2/#burcucumber
ORZOLEK MD (2001a) Effect of establishment date and crop competition on bur cucumber fecundity. Weed Science 49, 524–527.
ÖNEN, H., OZASLAN, C., GUNAL, H., AKYOL, N, CALDIRAN U. (2013) Expansion status of two invasive vines: Bur-Cucumber and Mile-a-Minute, in Turkey. 4th ESENIAS Workshop: International Workshop on IAS in Agricultural and Non-Agricultural Areas in ESENIAS Region, 16-17 December 2013 Çanakkale, Turkey.
QU X.-X., BASKIN J. M. & BASKIN C. C. (2010) Whole-seed development in Sicyos angulatus (Cucurbitaceae, Sicyeae) and a comparison with that of water-impermeable seeds in five other families. Plant Species Biology 25: 185–192.
SHIMIZU N (1999) The level of damage by the foreign weed Sicyos angulatus. Weed Science Society of Japan 2, 2–3.
SMEDA, R.J.,  WELLER S.C. (2001) Biology and control of bur cucmber, Weed Science, 49 (1), 99-105.
TERZIOGLU, T., ANSIN. R (1999) Türkiye’nin Egzotik Bitkilerine Bir Katkı: Sicyos angulatus L. Tr. J. of Agriculture and Forestry 23 (1999) 359–362
UCHIDA, T., NOMURA, R., ASAEDA, T., RASHID, H. (2012) Co-existence of Sicyos angulatus and native plant species in the floodplain of Tama River, Japan International Journal of Biodiversity and Conservation  4(9), pp. 336-347.
URAGUCHI S, WATANABE I, KUNO K, HOSHINO Y FUJII Y (2003) Allelopathy of floodplain vegetation species in the middlecourse of Tama River. Journal of Weed Science and Technology 48, 117–129.
USDA, (2015) Sicyos angulatus L. oneseed bur cucumber. http://plants.usda.gov/core/profile?symbol=SIAN
WEBB, F., JOHNSTON, G. (1981): Control of bur cucumber in corn and soybeans, Proceedings, Northeastern Weed Science Society, 35, p 34 (asbt.).
RESİMLER
  

  .

.
  

  .

.
  

  .

.
  

  .

.
  

  .

.
  

  .

.
  

  .

.
  

  .

.
  

  .

.
  

  .

.
  

  .

.
  

  .

.
  

  .

.
  

  .

.

POTANSİYEL DAĞILIM HARİTALARI

VİDEOLAR

Google Maps