Tel: 0356 252 16 16 (dahili: 21 65) | Mail: info@i-bil.com


Solanum elaeagnifolium Cav. 
ADLANDIRMA
Latince: Solanum elaeagnifolium Cav. 
Sinonim: S. dealbatum Lindley, S. flavidum Torrey, S. hindsianum Bentham, S. leprosum Ortega
Türkçe: Gümüşî itüzümü, Kır apinası
İngilizce: Silverleaf nightshade
Orjini: Kuzey ve Güney Amerika
TAKSONOMIK GRUPLANDIRMA
Alem:
Plantae
Şube:
Charophyta
Sınıf:
Equisetopsida
Alt Sınıf:
Magnoliidae
Takım:
Solanales
Aile:
Solanaceae
Cins:
Solanum

DOSYALAR
Alıntı için: ULUDAĞ A., 2015. Solanum elaeagnifolium Cav. S: 473-480. TÜRKİYE İSTİLACI BİTKİLER KATALOĞU,  Editör Huseyin ONEN, T.C. GIDA, TAR. VE HAY. BAKANLIĞI. TAGEM, Bit. Sağ. Araş. Daire Başk., Ankara, ISBN: 978-605-9175-05-0 
TANIMI VE BİYOLOJİSİ
Gümüşî itüzümü hem tohumla hem de yeşil aksamla (vejetatif) üreyebilen, otsu-odunsu, silindir şeklinde gövdesi olan, çok yıllık,  geniş yapraklı, çalımsı bir bitkidir. Gövde tabanda odunsu, üst kısımlarda otsu bir yapıya sahiptir. Gövde seyrek olarak kırmızımsı/kavuniçimsi  (sarıdan kahverengiye kadar)  dikenciklerle kaplıdır. Bitkiye gümüşî rengi veren gövde, yapraklar ve çiçek yapısını yoğun bir şekilde kaplayan tüylerdir. Kışın toprak üstü aksamı ölmektedir. Toprağın üç metre derinlerine kadar inen geniş alanlara yayılan bir kök sistemi vardır. Bu kökün parçaları üremeyi sağlamaktadır. 

Çok gövdeli ve az dallanan bir bitki olan gümüşî itüzümü (Şekil 1) bir metreye (genellikle 50-60 cm) ulaşabilmektedir. Yaprak rengi koyu yeşilden açık boz yeşile kadar değişim göstermektedir. Yapraklar saplı (0,5-2 cm) ve mızraksı, ucu küt veya sivri, taban kısmı yuvarlak veya kesik, kenarları düz, loplu gibi veya dalgalı, boyu 2,5-10 cm (en fazla 16), eni 1-2,5 (en fazla 4) cm’dir. 

Çiçek durumu 1-7 çiçeğin olduğu uzun saplı (5-20 cm) tek talkımdır. Çanak 2-4 ince loblu 5-7 mm genişliğindedir. Taç parlak mavi veya erguvanî (bazen beyaz) renkte, 2,5-3,5 cm genişliğinde daire şeklindedir (Şekil 2). Sarı renkli olan erkek organ başçıkları 7-9 mm’dir. Meyve başlangıçta etli-suludur, üzerinde beyaz parçacıklar bulunur ve yeşil renktedir  (Şekil 3). Meyve olgunlaşırken kurur ve olgun hâlinde sarıdan kavuniçine kadar renk alır. Meyve rastgele açılan üzümsü meyvedir ve çapı 10-15 mm’dir. Bir bitkide 40-60 meyve, her meyvede ise 60-120 tohum bulunur. Tohumlar domates tohumlarına benzer şekilli; ancak pürüzsüz, düz, yeşilimsi kahverengi ve 2-3 mm çapındadır. 

Kışın yeşil aksamı ölen bitki baharda kök parçacıklarından üremeye başlar. Yarım santimetreye boyda ve 20 cm kadar derinlikte bulunan kök parçacıkları topraktan sürebilmektedir. Kökün 15 aya kadar canlılığını koruduğu belirlenmiştir. Tohumdan üremesi daha az olan bitkinin tohumları en az 10 yıl toprakta canlılığını muhafaza edebilmektedir. Tohumlarının yüksek oranda durgunluğa sahip olmasından ve çimlenmenin sık olmamasından dolayı bulaşık alanlarda zamanla büyük bir tohum rezervi oluşmaktadır.

Bitkinin hayat döngüsü beş safhadan oluşmaktadır: Kışın toprak altında yaşamasını sürdüren köklerin takiben ilkbaharda köklerden sürmesi ve tohumların çimlenmesi, bulunduğu biyotopa göre süresi farklı olan gelişme dönemi, bahardan yaz bitimine kadar süren çiçeklenme ve yaz başından kış başına kadar devam eden tohum oluşumu. Ülkemizin de içinde yer aldığı Akdeniz havzasında, tohumları şubat-Nisan ayları arasında çimlenmekte, Nisandan Ekime kadar geniş bir aralıkta çiçeklenme sürmekte, Hazirandan Aralığa kadar da meyve oluşumu devam etmektedir. 
EKOLOJİK İSTEKLERİ VE DAĞILIM ALANLARI
Gümüşî itüzümü umumiyetle 300-500 mm civarında düşük yağışın olduğu alanlarda görülmektedir. Ancak 1200 metre rakıma kadar tespit edilmiştir. Çok farklı hayat alanlarına sahip olan tür insan faaliyetinin olduğu tarım alanlarında ve tarım dışı alanlarda bulunabilmektedir. Bilhassa otlaklar ve hayvanların yayıldığı diğer alanlarda kaydedilmiştir. Bunun sebebi hayvanların sindirim sisteminden geçtikten sonra da tohumlarının hayatiyetini sürdürüyor olmasıdır. Nitekim koyunların sindirim sisteminden geçen gümüşî itüzümü tohumlarının %10’unun canlılığını sürdürdüğü ifade edilmektedir. 

Yazları gelişen çok yıllık bitki olan gümüşî itüzümü çimlenebilmek ve gelişebilmek için 20 0C üzerindeki sıcaklıklara ihtiyaç duymaktadır. Değişken sıcaklıklar ve şiddetli yağışlar çimlenmesini artırmaktadır. Bitki bir alana yerleştikten sonra kuraklığa gayet dayanıklı olmaktadır. Bu da yarı kurak alanlarda yayılmasını sağlamaktadır. Başta düşük organik maddeli kumlu topraklar olmak üzere her yapıda toprakta gelişebilmektedir. Tuzlu şartlara da tolere edebilen bitki güneşte daha hızlı gelişmektedir.

Bu bitkinin menşei Kuzey doğu Meksika ve Güney Batı ABD’dir. Arjantin’in de anavatanı olduğu bildirilmesine rağmen, sonraki çalışmalar, buraya daha sonradan yerleştiğini göstermiştir. Avustralya, Amerika, Asya ve Afrika ve Avrupa olmak üzere bütün kıtalarda geniş bir yayılım gösteren bu bitki ülkemizin da içerisinde yer aldığı Akdeniz havzasında önemli istilâcı türler arasında yer almaktadır (Şekil 4). Esasen anavatanı nemli subtropik alanlar olmasına rağmen bugün yarı kurak bozkırlarda, ılıman ve subtropik çöllerde ve Akdeniz ikliminde yerleşmiş durumdadır. 
YAYILMA ŞEKLİ
Birçok giriş ve taşınma yolu olması ve yüksek uyum kabiliyeti bu bitkinin yayılmasındaki ana unsurlardır. Gümüşî itüzümü su, tarım âlet ve makineleri, ot ve saman balyaları ve hayvan dışkıları vasıtasıyla yayılabilmektedir. Kışın ölen bitkinin kurumuş dallarındaki meyvelerdeki tohumların rüzgârla da yayılması mümkün görünmektedir. Aşırı otlatmanın olduğu otlaklarda ve otların çok basıldığı yerlerde de yerleşmesi kolay olmaktadır. 

Akdeniz havzasına girişinin Fas’a çiğitle, Yunanistan’a kuru ot veya hayvan altlığı ile girdiği tahmin edilmektedir. Ülkemize girişi ile ilgili her hangi bir bilgiye rastlanamamıştır.
ZARARI VE KONTROLÜ
Oluşturduğu Zararlar: Gümüşî itüzümünün çok farklı yaşam alanlarının oluşu zararını da artırmaktadır. Kültür bitkileriyle ve çayır-mera bitkileriyle rekabetinden, estetik değeri düşürmesine kadar geniş bir dizgede zararları söz konusu olmaktadır. Çok yoğun istilâda arazinin terkedildiği, arazinin değerini düşürdüğü de rapor edilmiştir. Ticarete ve biyolojik çeşitliliğe de olumsuz etkileri bulunmaktadır.

Gümüşî itüzümü kültür bitkilerinin suyuna ve besinine ortak olarak verim kayıplarına sebep olabilmektedir. Yazlık bir tür olmasına rağmen, baharda hızla gelişerek tarlayı kaplaması nedeniyle kışlık ürünlerde de zarara sebep olabilmektedir. Yonca ve çayır-mera bitkilerinde verimi büyük oranda etkilememektedir. Ancak,  buğdayda %50’ye (Avustralya), mısırda %64’e (Fas), pamukta %75’e (ABD) varan oranlarda ürün kayıpları kaydedilmiştir. Bu kayıplar sadece rekabetten değil, müdahalenin diğer unsuru olan allelopatiden de kaynaklanmış olabilir. Çünkü gümüşî itüzümü solanin ve solasonin gibi zehirli glikoalkaloidler ihtiva etmektedir. 

Sürüm ve hasat gibi üretim faaliyetlerini zorlaştırarak maliyeti artırması, mücadelesi için ilave masraf yapılması da bu bitkinin kültür bitkileri üzerindeki doğrudan zararlarındandır. Domates, biber, patlıcan gibi önemli sebzelerin, patates ve tütünün akrabası olması bu türün hastalık ve zararlılar için de alternatif konukçu olmasını mümkün kılmaktadır. Özellikle kurak ve sıcak yazlara dayanıklı olması bazı zararlıların bu bitkiyi alternatif konukçu olarak kullanmasına sebep olmaktadır. Patatesin birçok yerde ana zararlısı olan patates böceği (Leptinotarsa decemlineata), ve domates alanlarına son yıllarda bulaşmış bir istilâcı tür olan domates güvesi (Tuta absoluta) gümüşî itüzümü üzerinde tespit edilmiştir. ABD’de birçok önemli bitki hastalık etmeninin konukçusu olarak rapor edilmiştir. Akdeniz havzasında da birçok önemli etmenle ilişkisi belirlenmiştir. Fas’ta patates Y virüsünün taşınmasında rol oynadığı ifade edilmiştir. İsrail’de külleme etmeni Leveillula sp’nin altenatif konukçusu olduğu belirlenmiştir. Yunanistan’da Verticillium dahliae ve Rhizoctonia solani hastalıklı gümüşî itüzümü bitkilerinden  izole edilmiştir. 

Bitkinin bütün parçaları zehirli glikoalkaloidler ihtiva etmektedir. Normalde evcil hayvanların tüketmediği bir tür olmasına rağmen kuru ot ve samana karışarak tüketilmesi hayvanları etkileyebilmektedir. Zehirli bileşiklerin diğer etmenlerle birlikte hayvanlar üzerinde ölümlere varan olumsuz etkileri olabileceği zikredilmektedir. Dikenleri ve alkoloidleri ile insanları da etkilemesi söz konusudur. Özellikle çırçırlarda çalışanların solunum yoluyla etkileyebileceği, tarlada elle toplayan tarım işçilerinin bitkinin dikenlerinden  rahatsız olabileceği belirtilmektedir.

Bu türün biyolojik çeşitlilik üzerinde de etkisi vardır. Otlaklarda hayvanların seçiciliğinden dolayı yerli ve yenilebilir türlerin yerini gümüşî itüzümü almaktadır. Tozlaşmayı sağlayan arıların gümüşî itüzümü olan alanlarda Glaucium flavum’u daha az ziyaret ettiği ve bu türün daha az tohum oluşturmasına sebep olduğu ortaya konulmuştur. İnsanın bir şekilde bitki örtüsünü etkilediği alanlar da gümüşî itüzümü tarafından hızla istilâ edilerek yerli türlere hayat alanı kalmadığı ifade edilmektedir. Bu yerli türlerin ortadan kalkması bütün bir besin döngüsünü tamamen etkileyerek, yerli böcek, kemirgen, memeli türlerini de etkileyebilmektedir. 

Kontrolü: Gümüşî itüzümünün mücadelesinde kullanılabilecek birçok yöntem ortaya konulmuş olmakla beraber, kök sisteminin yoğunluğu ve bitkinin genel istilâcı özelliği türün zararsız hâle getirilmesini son derece güç hale getirmektedir. Entegre mücadelenin geliştirlmesi ve uygulanması, bu sebeplerden dolayı elzemdir. Görüldüğü alanlarda yayılmadan ortadan kaldırılması mücadelenin önemli unsurlarındandır. Bulaşmanın önlenmesi ise önde gelen mücadele yöntemidir. Bulaşık alanlardan elde edilen kuru ot ve samanın bulaşık olup olmadığı mutlaka kontrol edilmelidir. 

Birçok kültür bitkisinde sık ekim gümüşî itüzümü yoğunluğunu düşürmektedir. Güneş seven bu bitkinin ürünün oluşturduğu gölgede gelişmesi yavaş olmaktadır. Yoncanın gümüşî itüzümünü azalttığı belirlenmiştir. Yonca özütlerinin allelopatik etkisi olduğu belirlenmiştir, bu da yoncanın yalnız sık olmasından dolayı değil, allelopatik özellikleri sebebiyle de etkili olduğunu göstermektedir. Buğday gibi kışlık ürünlerde yaz ayında sürüm yapılması gümüşi itüzümünü, kışın da gelişme olmamasından dolayı zayıflatmaktadır. Bazı şartlarda derin sürüm de önerilmektedir. Ancak sürümün birkaç kere tekrarlanması, kök sisteminin zayıflatılabilmesi için önerilmektedir. Diskaro gibi âletlerle yapılacak sürüm ise sadece kökleri keserek daha fazla sürgün verilmesine sebep olmaktadır. 

Yapılan çalışmalarda gümüşî itüzümünü etkili bir şekilde kontrol eden bir yabancıot ilâcı önerilememiştir. Sürgünler ve yeşil aksam bir süre kontrol altında tutulsa bile geniş kök sisteminden dolayı kökler ölmemekte ve kısa sürede yeniden sürmektedir. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda en etkil bulunan yabancıot ilâcı picloramdır. 2,4-D de önerilen herbisitler arasında yer almaktadır. Tek başına glyphosate etkisiz bulunurken; glyphosate uygulamasını tâkîben sürüm uygulandığında başarılı olunmuştur. Trifluralin ve pendimethalin de tarla bitkilerinde önerilen yabancıot ilâçları arasındadır. Sulfosate, amitrole, imazapyr ve bromacil de meyve bahçelerinde ve boş alanlarda etkili bulunmuştur. Ancak mücadelede bazı herbisitlerin yüksek maliyetine dikkat çekilmektedir.

Bulaşma kaynağı ithal edilen yem bitkileri olduğu için, saman ve yem bitkisi  ve hayvan hareketlerine dikkat etmek gerekmektedir. Rusya, Beyaz Rusya ve Ukrayna’da karantinya dahil bir zararlı olarak yer almaktadır. Fas, Avustralya, Güney Afrika ve ABD gibi bazı ülkelerde en zararlı yabancıotlar listesinde yer almaktadır. EPPO da bu türü A2 listesine alarak üyelerine karantina zararlısı olarak değerlendirmeyi tavsiye etmiştir. Avustralya’da bulaşık bölgelerden koyunların ve diğer hayvanların bulaşık olmayan bölgelere nakli karantinaya tâbidir. Hayvanların sindirim sistemlerindeki tohumları boşaltabilmeleri için taşıma öncesi 14 gün karantina altında tutulmaları mecburidir. Gümüşî itüzümü bulaşık materyal taşıyan araç, âlet ve makinaya da müsaade edilmemektedir.

Gümüşî itüzümünün domates, patates gibi birçok önemli ürün ile akraba olması biyolojik mücadelede çok dikkatli olmayı gerektirmektedir. Bugüne kadar sadece Güney Afrika dışarıdan iki böcek getirerek (Leptinotarsa texana ve Leptinotarsa defecta) bitkiyle mücadele etmeye başlamıştır. L. texana bugüne kadar oldukça başarılı olmuştur. Amerika’nın yerli türlerinden olan bir yaprak galnematodu, Ditylenchus phyllobius, da başarılı olarak kullanılmaktadır. Bu nematodun bitkilerle beraber Hindistan’a da bulaştığı belirtilmektedir. Ancak diğer ülkeler konukçu dizisinin kültür bitkilerini de kapsama ihtimalinden dolayı bu nematodun salımından kaçınılmaktadır.
ÜLKEMİZ İÇİN TAŞIDIĞI MUHTEMEL RİSKLER
Birçok kıtaya yayılmış olan bu Amerika menşeli bitki ülkemizde bulunmaktadır. Kahramanmaraşta’ki kaydının yanı sıra Çukurova civarında da bulunduğu bildirilmektedir. Diğer Akdeniz ülkelerinde yaygın olarak bulunan bu bitki hem batımızdaki Yunanistan’da hem de güneyimizdeki Suriye’de yoğun olarak bulunmaktadır. Ancak bu türün dağılımı, yoğunluğu ve ülkemize nasıl ulaştığı konusunda yeterli bilgi yoktur. Yunanistan'da ki geçmişi geçen asrın ilk yarısına dayanmakla beraber, Suriye’deki geçmişi oldukça yenidir.  Ülkemizde daha geniş alanlara yayılmış olabileceği düşünülmektedir. Ancak ülkemizde henüz bekleme (lag) döneminde de olabilir. Bu uyum dönemini atlattıktan sonra hızla yayılması beklenebilir. İklim değişikliği senaryolarına göre Akdeniz havzasının daha sıcak ve kurak hâle gelmesi beklenmektedir.  Bu durumda kurağa dayanıklı ve istilâcı özelliği olan gümüşî itüzümünün ülkemizde daha fazla yayılması ve önemli sorunlar oluşturması beklenebilir. 
KAYNAKÇA
ANONYMOUS (2015) Solanum elaeagnifolium. İnternette http://www.bizimbitkiler.org.tr (erişim tarihi: 26.01.2015)
CABI (2015) Solanum elaeagnifolium, İnternette http://www.cabi.org/isc/datasheet/50516 (erişim tarihi: 19.01.2015)
EPPO (2007) Solanum elaeagnifolium, EPPO Bulletin 37, 236–245
ILCIM A. ve L. BEHCET (2007) Solanum elaeagnifolium Cav. in Turkey, Turk J Bot 31, 577-579.
RESİMLER
  

  .

.
  

  .

.
  

  .

.
  

  .

.
  

  .

.
  

  .

.
  

  .

.
  

  .

.
  

  .

.
  

  .

.

POTANSİYEL DAĞILIM HARİTALARI

VİDEOLAR

Google Maps